Eric Morris Oyunculuk Tekniği Nedir?

Eric Morris Oyunculuk Tekniği Nasıl Ortaya Çıkmıştır?

“Her oyuncu için amaç şu noktaya ulaşmaktır; ‘ben ne yaptığımı ve nasıl yaptığımı biliyorum’ ve ‘ben neyi nasıl yaptığımı bildiğimi de biliyorum’.
Bu noktaya geldiğinizde artık kim sizi durdurabilir ki?!”
-Eric Morris

Kendi oyunculuk deneyimleri sırasında, klasik oyunculuk yöntemlerinin sınırlarını hissederek oyunculuk performansının duygusal yaşantısına odaklanan yeni bir teknik geliştirmeye karar vermiştir.

Eric Morris Oyunculuk Atölyesi hakkında daha detaylı bilgi almak için tıklayın

Eric Morris Oyunculuk Tekniği; oyuncuların iç dünyalarıyla bağlantı kurmalarına yardımcı olmak için tasarlanmıştır. Bu teknikte oyuncular, rolün iç dünyasını keşfetmek ve karakterin duygusal, fiziksel ve zihinsel durumlarına daha derin bir anlayış geliştirmek için uğraşırlar.



Kitapları ve Tekniğinin Detayları

Eric Morris, oyunculuk ve kendi tekniği hakkındaki detayları bir araya getirdiği birçok oyunculuk kitabı yazmıştır. Bunlardan bazıları:

No Acting Please: A Revolutionary Approach to Acting and Living

En ünlü kitabıdır. Bu kitap, oyuncuların doğal bir oyunculuk yaklaşımı geliştirmelerine yardımcı olan egzersiz ve teknikler içerir.



Being and Doing: A Workbook for Actors

Oyuncuların karakterlerini daha derinlemesine anlamalarına ve performanslarını daha inandırıcı hale getirmelerine yardımcı olan bir dizi egzersiz ve çalışma sayfası içerir.

The Eric Morris System of Acting: A Proven Methodology for Creating Great Performances

Eric Morris'in oyunculuk yöntemini detaylı bir şekilde açıklar ve oyunculara kendi performanslarını geliştirmeleri için öğütler verir.

ABD'de en çok başvurulan oyunculuk koçlarından olan Eric Morris'in kitapları onu dünyanın sayılı tiyatro yenilikçileri arasına sokmuştur.

"No Acting Please (Rol Yapmayın Lütfen)" adlı kitabına Jack Nicholson’ın yazdığı önsözden bir alıntı ile yazımızı sonandırıyoruz:

“Eric ve ben öğrenciyken, bu kitapta sözünü ettiği duyu belleği dersinde tanıştık. Hiç kimse bu, ‘manik-depresif Danimarkalı’ kadar işin hararetle peşinde değildi. Morris’i hiçbir şey yıldırmazdı; ne ‘Ayın Karanlığı’ oyununda gerçekten bayılan kadın oyuncu, ne her tarafını plastik bantlarla saran, sonra da öksürük hapını ağzının neresinden tüküreceğini bulamayan erkek oyuncu, ne de kendi yarattığı konsantrasyon kampının etkisindeyken onu zorla çıkaran ben, rüyalarının nazisi. Sabahın dördünde ona, Sacha Guitry ukalası diye hakaret eden kızgın genç oyuncu bile onu yıldıramadı…”